Aksaray Son Dakika Haberleri, Son Dakika Aksaray Haberleri, Aksaray Haber Sitesi
Anasayfa / Aksaray / DHA YURT BÜLTENİ – 6

DHA YURT BÜLTENİ – 6

Aksaray Valiliği'nden 'otizmli çocukların yuhalandığı' iddialarına ilişkin açıklamaAksaray'daki Mehmetçik İlkokulu'nda 42 özel eğitim öğrencisinin, diğer öğrencilerin velileri tarafından yuhlanıp, okulda istenmediği iddia edildi. Valilikten yapılan açıklamada, öğrencilerin eğitimlerine devam ettiği, konuyla ilgili de gerekli incelemenin başlatıldığı belirtildi.Mehmetçik İlkokulu'nda, 42'si özel eğitim öğrencisi olmak üzeretoplam  334 öğrenci eğitim görüyor. Aralarında otizimli öğrencilerin de bulunduğu 42 özel eğitim öğrencisinin, iddiaya göre diğer öğrencilerin velileri tarafından başka okula gönderilmesi istendi. Özel eğitim öğrenci velileri de buna tepki gösterdi. Veliler arasında yaşanan tartışmalar da cep telefonu kameralarına kaydedilerek, sosyal medya da paylaşıldı. Bunun üzerine harekete geçen Aksaray Valiliği, açıklamada bulundu. Valilikten yapılan açıklama şöyle: 'Özel eğitim öğrencileri burada 5 yıldır öğretimlerine devam etmektedirler. Bazı medya organlarında yayımlanan 'Aksaray'da otizimli çocuklar yuhlandı' haberi gerçeği yansıtmamakta olup, çocuklar okullarında normal öğretimlerine devam etmktedirler. 2020 yılı yatırım programında 12 derslikli bir Özel Eğitim Okulu planlanmış olup, konuyla ilgili gerekli inceleme başlatılmıştır' denildi.Görüntü Dökümü————-Okuldan görüntüler-Velilerle röp.ler-Öğrencilerden görüntülerHaber-Kamera: Erkan ALTUNTAŞ / AKSARAY,====================Babadan tutuksuz yargılama tepkisi: Böyle kararlar oldukça nice Zehralar ölürAntalya'da, eski sevgilisi Zehra Demir'in (19), ailesiyle yaşadığı evin kapısına bıçakla dayanarak, genç kızın intihar etmesine neden olduğu iddiasıyla ömür boyu hapsi istenen Süleyman Taruk'un (18) tutuksuz yargılanmasına, acılı aile isyan etti. Baba Hakim Demir, 'Böyle kararlar oldukça nice Zehralar ölür' derken anne Gülten Demir, 'Adalet bekliyorum' diye konuştu.Kepez ilçesi Ahatlı Mahallesi'nde yaşayan Zehra Demir, aynı mahallede oturan Süleyman Taruk ile bir süre arkadaşlık etti. Zehra Demir ilişkiyi bitirmesine rağmen Süleyman Taruk, genç kızın peşini bırakmadı. Sürekli telefonla aranarak taciz edilen Demir, 10 kez cep telefonu numarasını değiştirmek zorunda kaldı. Taruk, en son 28 Eylül 2018 günü Zehra Demir'i telefonla aradı. İddiaya göre genç kızı, yeniden birlikte olmadıkları takdirde, yaşadıklarını ailesine anlatmakla tehdit etti. Akşam saatlerinde de Demir ailesinin kapısına geldi. Kapıyı açan aile üyelerine Zehra Demir ile konuşmak istediğini söyledi. Olay çıkmasından korkan aile üyeleri, baba Hakim Demir'in 'Kim geldi?' sorusuna, tanımadıkları birinin yanlışlıkla zile bastığı yönünde yanıt verdi. Kapı zili tekrar çalınca da Zehra Demir'in 2 kardeşi, apartmanın önüne indi. 2 kardeş, elinde bıçakla kapıda bekleyen Taruk'u gitmesi yönünde uyardı. Taraflar arasında tartışma sürerken Zehra Demir, 4'üncü kattaki evlerinin penceresinden atladı. Zehra Demir, olay yerinde yaşamını yitirdi.6 GÜN TUTUKLU KALDIAynı gece gözaltına alınan Süleyman Taruk, 'intihara yönlendirme' suçundan tutuklandı. Taruk hakkında Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Ekim günü, 'intihara yönlendirme' suçunun 4 yıldan 16 yıla kadar hapis cezası öngördüğünü, bu nedenle davanın Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini bildirerek, görevsizlik kararı verdi. Süleyman Taruk, tutukluluğunun 6'ncı gününde 'suçun mahiyetinin değişme ihtimali, delil durumu ve tutuklamanın tedbir oluşu' dikkate alınarak, tahliye edildi.SANIK UYUŞTURUCU SUÇUNDAN TUTUKLANDIAntalya 16'ncı Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlayan yargılamanın ilk duruşmasında Demir Ailesi'nin avukatı Hadi Cin, davanın ağır cezada görülmesi talebinde bulundu. Talebi yerinde bulan mahkeme, görevsizlik kararı verdi. Uyuşmazlık üzerine dosya, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'ne gönderildi. Daire, sanığın, 'Telefonu aç, yoksa sizin evin orada kıyamet kopacak' dediğini, cebir kullanarak eve girmeye çalışması nedeniyle ölenin dördüncü kattan atladığını' anlattığı kararında, TCK'nın 84/4'üncü maddesinde yer alan 'Kişileri cebir veya tehdit kullanarak, intihara mecbur edenler kasten öldürmeden sorumlu tutulur' hükmünü dikkate alarak, davanın ağır cezada görülmesine hükmetti. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılaması devam tutuksuz sanık Süleyman Taruk'un, Diyarbakır'da uyuşturucu suçundan tutuklandığı ortaya çıktı.'YA BENİMSİN YA TOPRAĞIN'Kızlarının ölümüne neden olan sanığın tutuksuz yargılanmasına isyan eden baba Hakim Demir, Zehra'yı kaybetmenin acısının, tazeliğini koruduğunu söyledi. Olay gecesi evinde misafiriyle oturduğunu anlatan baba Demir, kızı Zehra'nın kendilerine çay ikram ettikten sonra odadan ayrıldığını kaydetti. Taruk'un, kızına ulaşamayınca oğlu Barış'ı arayarak, Zehra ile iletişim kurduğunu belirten Demir, 'Süleyman kızıma 'Ya benimsin ya toprağın' diyerek, kapımıza dayandı. Diğer kızım ve iki oğlum, apartmanın dışına çıkarak elinde bıçak olan Süleyman'ı uzaklaştırmaya çalışmış. Balkondan olayı izleyen Zehra da kendini atmış. Kızım Gurbet'in ayağının dibine düşmüş' dedi.'BAYILDIĞINI DÜŞÜNDÜM'Çığlıkları duyunca aşağıya koştuğunu söyleyen Hakim Demir, 'Zehra'yı yerde gördüm. Kardeşiyle tartıştığını ve bayıldığını düşündüm. Başını kaldırınca kanı gördüm. Ambulansla hastaneye götürülmeden vefat etti. Tanıkların ifadesine göre sanık, kızımı sürekli taciz etmiş. Defalarca tehdit etmiş. Yaşamı ona zehir etti. Zehra öldükten sonra komşumuz olan Taruk Ailesi başka bir kente taşındı. 9 kişi mahkemede Süleyman'ın aleyhine şahitlik yaptı ama savcı tutuksuz yargılanmasına yönelik iddianame hazırladı' diye konuştu.'BÖYLE KARARLAR OLDUKÇA NİCE ZEHRALAR ÖLÜR'İnsan canının bu kadar ucuz olmaması gerektiğini kaydeden baba, tutuksuz yargılanmanın ailesini rencide ettiğini söyledi. Hakim Demir, 'Bizim canımızı yakan budur. Giden geri gelmez ama başkasının canı yanmasın. Böyle kararlar oldukça nice Zehralar ölür. Devlet yetkililerine çağrıda bulunuyorum, 1 senedir bu acıyla yaşıyoruz. Lütfen gereğini yapın' dedi.'KIZIMIN GÖRÜNTÜLERİNİ İZLEYEMEDİM'Gözyaşlarının 1 yıldır dinmediğini ifade eden anne Gülten Demir de adalet beklediğini söyledi. Anne Demir, 'Hiç kimse evlat acısı görmesin. Kısa süre önce diğer kızım evlenmişti. Zehra o zaman yaşıyordu. Cesaret edip düğün görüntülerini izleyemedim' diye konuştu.Görüntü Dökümü-1————–İntihar eden Zehra Demir'in resimleri-Baba ve anne kızlarının resmini gösterirken görüntüleri-Baba Hakim Demir  kızının resimlerine bakarken görüntüsü-RÖP 1: Hakim Demir-RÖP 2: Gülten DemirGörüntü Dökümü-2————-Zehra Demir'in düğünde çekilen görüntüleriHABER: Hasan DEMİRBAŞ-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,================================Tanınmamak için kuaförde makyaj yaptıran 3 hırsızlık şüphelisi tutuklandıAdana'da 'tanınmamak' için kuaförde saç ve makyaj yaptıran 3 şüpheli, hırsızlık amacıyla girdikleri binada suçüstü yakalandı.Kentte artan hırsızlık olayları üzerine harekete geçen İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları araştırma sonunda 6 ayrı evden toplamda 100 bin liralık altın ve para çalan hırsızların aynı suçtan çok sayıda sabıkaları bulunan F.K. (16), E.Ç. (16) ve D.Ç. (14) olduğunu belirledi. Osmaniye'den Adana gelerek, hırsızlık yaptıkları ortaya çıkan 3 şüpheli, bir apartmanda suçüstü yakalandı.Binalara genellikle yangın merdivenlerinden girip kapıları röntgen filmi ve kestikleri şampuan kutularıyla açtıkları belirlenen şüpheliler, gözaltına alındı. Şüphelilerin, tanınmamak için kuaföre gidip saç ve makyaj yaptırdıkları ortaya çıktı.Sorgularında suçlamaları kabul etmeyen şüpheliler, sevk edildikleri adliyede tutuklandı.Görüntü Dökümü————Zanlıların adli tıp birimine getirilmesiZanlıların adlı tıp biriminden çıkışıHaber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA,====================='Halı doktorları' can çekişiyorAntalya'da, halı onarımı yapan ve kendilerini 'halı doktorları' olarak adlandıran Doğan ailesi bireyleri, dokuma halılara ilginin azalmasıyla işlerinin kötüye gittiğini söyledi. Baba mesleğini yapmaya çalıştığını belirten Sami Doğan (26), 'Böyle giderse rakibimiz kalmayacak. Son tamirciler biz olacağız' dedi.Muratpaşa ilçesindeki tarihi Kaleiçi'nde halı tamirciliği yapan Cuma ve oğlu Sami Doğan, kendilerini 'halı doktoru' olarak adlandırıyor. Küçük yaşlarda Aksaray'da halıcılıkla uğraşanların yanında bu işe başlayan Cuma Doğan (55), oğlu Sami'ye halı tamiri ve onarımı yapmayı öğretti. Dokuma halılara ilginin azalmasıyla halı tamiri yapamadıklarını anlatan Cuma Doğan, dokuma halı işleyenlerin artık kalmadığını söyledi. Doğan, '1000 liraya mal olan dokuma halıyı toptancı 500 liraya alıyor. Maliyeti karşılamıyor. Mesleğimiz bitmek üzere' diye konuştu.Türk kültürünün simgeleri arasında yer alan dokuma halılara turistlerin ilgi gösterdiğini belirten Cuma Doğan, en büyük eksiklerinin tanıtım olduğunu söyledi. Doğan, 'Artık halı dokumayı, tamir etmeyi, bakım yapmayı bilen yok. Türkiye'nin tanıtımı için otellerin, turistik alanların reklamları yapılıyor. Türk kültürünü yansıtmak için de halıcılığın tanıtımının yapılması gerekiyor. Bizler kültürümüzü yaşatmaya çalışan küçük esnafımız, elimizden geldiğince yenileme yaptığımız halıları tarihi Kaleiçi'nde sergileyerek tanıtım yapmaya çalışıyoruz' dedi.'ÇIRAK BULUNMUYOR'Unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasına giren halıcıkta artık çırak bulmakta sıkıntı yaşadıklarını anlatan Cuma Doğan, gerekli desteği görmediklerini belirtti. Doğan, 'Aslında destek görebilsek ekonomiye çok büyük faydaları olacaktır. Örneğin; Manisa Belediyesi kadınlara ipek halıların kenarlarını yaptırıyor. En az 100 kişiye istihdam sağlayarak usta öğreticiler tarafından meslek edindiriyor. Böyle yerler açılıp farklı ülkelere ihraç yapılabilir. Hem mesleğimiz unutulmaz hem de kültürümüze ait halı, kilim gibi ürünler yayılır. Anadolu'nun koyunu olduktan sonra yünümüz olur. İpi eğirecek, boyama ve dokuma yapacak kişilere, sonrasında yapılan ürünleri yenileyen halı tamircilerine iş çıkar' diye konuştu.'SON TAMİRCİLER BİZ OLACAĞIZ'Babası Cuma Doğan'dan öğrendiği halı tamirini yaklaşık 10 yıldır yaptığını aktaran Sami Doğan ise 'Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümü'nü kazandım; fakat halı tamirini çok sevdiğimi fark ettim. Okulu yarıda bıraktım. Babama yardım etmeye başladım. Unutulmaya yüz tutmuş bu mesleği icra etmeye çalışıyoruz. Kendimi şanslı görüyorum. Eğer böyle giderse rakibimiz kalmayacak. Son tamirciler biz olacağız' dedi.Görüntü Dökümü—————–El yapımı dokuma halılardan detayDükkanda bulunan halılardan detayCuma Doğan'ın halı açma görüntüsü ve halının hasarlı bölgelerini göstermesinden görüntüCuma Doğan'ın röportajıSami Doğan'ın halı tamiri yapma detay görüntüleriSami Doğan'ın röportajı415MB /// 3.49'Haber-Kamera: Aslı DURAN/ANTALYA, ====================Eşinin desteğiyle mezar taşı üretmeye başladı, ön yargıları yıktıAdana'da 3 çocuk annesi Güldane Karaca (45), evde boş oturmamak için mermer mezar taşı üretimine başladı. Çevresindekilerin ön yargısını 5 yıllık başarılı çalışması sayesinde yıkan Karaca, mezar taşı fiyatlarının bin 200 TL'den başladığını ve ihtişamına göre üst sınırının bulunmadığını anlattı. Karaca, yılda ortalama bin mezar tasarladığını söyledi.Çukurova ilçesindeki Karslılar Mahallesi'nde yaşayan Güldane Karaca, 20 yıl önce eşi Ümit ile evlendi. Çiftin bu evlilikten bugün 12, 15 ve 19 yaşlarında olan 3 çocuğu oldu. Karaca, 5 yıl önce en küçük çocuğu da okula başladıktan sonra evde vakit geçirmemek için mezar taşı üreticisi eşinin Kabasakal Mezarlığı yakınlarındaki atölyesinde çalışmaya başladı. Mermer yerinin ölçümünden mezar taşının kesimine, mezarın tasarımından müşteriyle iletişime kadar işin her aşamasıyla ilgilenen Karaca, 'İşimi çok seviyorum. İnsanları mutlu etmeyi seviyorum. Bu iş ayrıca çok sabır gerektiren bir iş. İnsanlar acı içinde bize geliyorlar. Hizmet verirken onları kırmadan, sabırla hizmet vermek zorundasınız. Yeri geliyor insanların acılarını dindiriyorsun, akraba-dost oluyorsun. İş bittikten sonra çoğu müşteriyle bağlarım devam ediyor. Şehir dışında, yurt dışında olanlarla bile akraba gibi konuşuyoruz, bayramlarda mesajlaşıyoruz' dedi.ESKİDEN MEZARLIKTA KORKUYORDUMÇalıştığı sektörde başka kadın çalışanın olmadığını kaydeden Karaca, 'Kadın olduğum için ön yargılar vardı ama bunları başarımla, temiz iş yapmamla ve samimiyetimle yıktım. Sürekli tozun içindeyim ama bu da ekmeğimin tozu. Toz beni rahatsız etmiyor, toza bulandığım zaman daha çok memnun oluyorum. Bu toz helal paranın simgesi, alın teri. Yaptığımız iş sanat. Bu işe başlamadan önce mezarlıkta dolaşırken bile korkuyordum ama şimdi akşam saatlerinde bile mezarlıkta rahatça çalışıyorum, dolaşabiliyorum. İşler bittikten sonra da duamı edip gidiyorum' diye konuştu.ARTIK DAHA FAZLA BÜTÇE AYIRIYORLARİnsanın varlığını sürdürdüğü her alanda olduğu gibi mezar tasarımında da gösterişli talepler aldıklarını aktaran Güldane Karaca, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Mezar fiyatları bin 200, bin 500 TL'den başladığı gibi 40-50 bin TL'ye de yükseliyor. İnsanların talebine, kullanılan malzemeye, işçiliğe ve ihtişama göre fiyatın üst sınırı aslında yok diyebilirim. Eskiden gri, bej, beyaz gibi sade renkler kullanıyorduk şimdi fotoğraflı granit mezarlar artmaya başladı. İnsanlar artık daha fazla bütçe ayırmaya başladı. İnsanoğlu her şeyin güzelini ister. Osmanlı motiflerine çok ilgi var. Bu talepler arttığı gibi son zamanlarda insanların kabir ziyaretleri de arttı. Ziyaretler artınca insanlar mezarların da daha güzel görünmesini istiyorlar. Bu şekilde yıl boyunca ortalama bin mezar tasarlıyorum.'Görüntü Dökümü————Güldane Karaca'dan detaylarGüldane Karaca ile röp.Karaca'nın mezar taşı yapımından görüntülerMezar taşlarından görüntüKaraca'nın mezar başında görüntüsüMezarlıktan görüntüSÜRE: 05'17' BOYUT: 585 mbHaber: Nuri PİR-Kamera: Can ÇELİK/ADANA,=================Küçük dükkanında antika satarak geçimini sağlıyorBolu'da,3 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum kalan Bayram Atalay(57) 5 metrekarelik mütevazi dükkanında antika satışı ve eski radyo tamiri yaparak geçimini sağlıyor.Bolu'da oturan Bayram Atalay, 3 yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle yürüme yetisini kaybetti. Yaşamı dört duvar arasında geçen Atalay'a, Almanya'da oturan bir yakını tekerlekli sandalye hediye etti. Atalay bu sayede sosyal hayata karıştı. Bir engelli derneğinde yönetici olan Atalay, ayrıca oturarak voleybol takımı sporcusu oldu. Atalay, aynı zamanda çeşitli ticari faaliyetlerde de bulundu. İlk olarak bavul alım satımı yaparak ticarete başlayan Atalay, daha sonra uzun yıllar sarraflık yaptı. Atalay son 5 yıldır da 5 metrekarelik mütevazi dükkanında antika ürünler satıp, eski radyo ve plakçalar tamiri yapıyor. Atalay'ın zorluklara rağmen her gün gelip dükkanını açması ve hayata tutunuş biçimi çevresinden de takdir topluyor.Kendini bildiğinden beri tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu anlatan Atalay, 'Yetişkin olduktan sonra sosyal hayatım başladı. Daha önce vaktimin büyük kısmını evde radyo dinleyerek geçirdim. Zamanımın büyük kısmını evde geçiriyordum. Asıl sorun bir tekerlekli sandalyemin olmamasıydı. Bir yakınım tekerlekli sandalye hediye etti. Ondan sonra bütün yaşantım değişti.' dedi.Atalay, tekerlekli sandalyeye kavuştuktan sonra sosyal hayata atılıp, ticaretle uğraştığını belirterek, 'Ticarete bavul ticareti ile başladım. O zamanlar bir arkadaşın tezgahında yardım ediyordum. Daha sonra kendim alıp satmaya başladım. Şu anda dükkanımda gaz lambası, plak gibi şeyler satıyorum. Aynı zamanda eski radyo tamiri, plakçalar tamiri yapıyorum. Bir de cumhuriyet dönemi kağıt paralarına ilgim var. Elime geçtiği sürece onlarla da ilgileniyorum. Para çok değiştiği için artık eskisi gibi ilgi kalmadı. Bana gelmiyor fazla.'Bir dernekte başkan yardımcılığı yaptığını hatırlatan Atalay, 'Bizim birinci hedefimiz ulaşılabilirlik. Yani bir engellinin evden çıkıp şehirde rahatça dolaşabilmesi bizim için en önemlisi. Bu tekerlekli sandalyeler olmadığı zaman bizim bütün işimiz bozuluyor.'GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ——————-Dükkanın açılması-Dizlerinin üstüne çökerek dükkanına girmesi-Röportaj-Müzik çalan plak-Gelen müşteri ile sohbeti-Dükkandan detaylarBoyut: 889.4 MBHaber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,=====================Şehit eşinin damatlığını özenle saklıyorErzurum'un Tekman ilçesinde 1999 yılında teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Astsubay Şevki Toprak'ın eşi Hamide Toprak (47), eşinin eşyalarını ve 1989'da düğünlerinde giydiği damatlığını evinin bir odasındaki cam vitrinde muhafaza ediyor.Jandarma Astsubay Şevki Toprak 12 Mayıs 1999 yılında Erzurum'un Tekman ilçesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit oldu. Şehit Jandarma Astsubay Şevki Toprak memleketi Tokat'ın Niksar ilçesinde düzenlenen toprağa verildi. Belli bir süre Niksar'da yaşayan şehit Şevki Toprak'ın eşi Hamide Toprak kızını evlendirdikten sonra çocukları Yasemin ve Osman Yasin ile Tokat kent merkezine taşındı. Kent merkezinde bir apartmanın ikinci katındaki daireye yerleşen Hamide Toprak, eşine ait olan saat, yüzük, kişisel bakım eşyaları, vatani görevi sırasında aldığı takdirname ve başarı belgeleri ile 1989'da düğününde giydiği damatlığını ve Şehit Toprak'ın şehit düştüğü tarihli takvimi evlerinin  bir odasında cam vitrinde özenle korunup muhafaza etmeye başladı. Kızını evlendiren Hamide Toprak, şimdilerde oğlu ile birlikte yaşıyor.'BİZ HER ŞEYİ ONUNLA BİRLİKTE PAYLAŞTIK'Şehit eşi olmaktan gurur duyduğunu söyleyen Hamide Toprak, 'Eşimin eşyalarını burada saklamak bana gurur veriyor. Evimizin bir köşesini hazırlayıp devamlı bizimle birlikte olmasını istedik. Gardıropta durmasını değil gözümüzün önünde olmasını tercih ettik.. Onun anısı çok farklı. Eşim şehit olduğunda kızım 5 yaşında oğlum ise 4 yaşındaydı. Ben bu köşeyi yaptıktan sonra çocuklarım bu odaya girmiyorlardı. Sonradan onunla yaşamayı öğrendiler. Biz her şeyi onunla birlikte paylaştık. Çocuklarım rüya görüp gelip burada paylaşıyorlardı. Her an onlarla yaşadılar. Köşede eşime ait beylik silahı, av tüfeği, 1'inci Dünya Savaşından kalma silah var. Aydın Yenipazar'da bir muhtar hediye vermişti. Kayınpederimin silahlarından olanlar var. Eşyalar arasındaki takvim, o günkü olan takvim. 12 Mayıs günü takvim hiç kopmamış öylece kalmıştı evde. Biz de eşyaları almaya gittiğimizde öylece duruyordu. Onu da alıp köşeye koymak istedim. Yarım sigaraları var, onları odasından vermişlerdi. Eve gelen misafirlerimiz güzel düşünmüşsün deyip, dua ediyorlar' dedi.'BABAM RÜYAMA GİRİNCE, KÖŞEYE GELİRDİM'Kent merkezinde devlet hastanesinde teknisyen olarak görev yapan Şehit Jandarma Astsubay Şevki Toprak'ın oğlu Osman Yasin Toprak ise, 'Burada rahmetli babamın kullanmış olduğu elbiseler ve diğer eşyalar. Böyle bir şey hazırlayalım dedik. Pano hazırladık. Maneviyatı büyük. Küçükken annem bizim de unutmamamız için, maneviyatın bizde kalması için böyle bir köşe hazırlamış. Biz de şuan hala saklıyoruz. Babam rüyama girdiği zaman bu köşeye gelirdim. Bu köşede onu anımsar, dua ederdim' diye konuştu.Görüntü Dökümü—————Evden görüntüler-Oluşturulan anı köşesi-Şehidin damatlığı ve eşyalarından görnütüler-Eşinin konuşması-Oğlunun konuşması-Damatlıklı fotoğrafı(568 mb)Haber-Kamera:  Fatih YILMAZ/TOKAT,

Bir önceki yazımız olan Aksaray'da Mehmetçik İlkokulunda otizmli öğrencilerin diğer öğrenci velileri tarafından istenmemesi... başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Hakkında admin

İlginizi Çekebilir

Komisyon Başkanı Çelik: Muhtar, ailelerin örgütlenmesinde öne çıkıyor

AKSARAY'da otizmli öğrencilerin yuhalandığı Mehmetçik İlkokulu'nda inceleme yapan TBMM Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozuklukları Araştırma Komisyonu'nun Başkanı Kemal Çelik, izlenimlerini anlattı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir